Ürünler
Jeotermal enerjinin ‘Yıldız’ı!


Çelik Palas Otel’de Teknik Müdür olarak yıldızı parlayan, ardından Ankara Hilton Oteli’nde kurduğu sistemle enerji tasarrufu konusunda tüm Avrupa Hiltonları arasında birinci olan Yüksek Makina Mühendisi Bahattin Yıldız, eski ABD Başkanı George Bush’un 1991 yılındaki Türkiye ziyaret sırasında, otelin teknik altyapısından memnun kalan Beyaz Saray tarafından da ödüllendirildi ve tüm dikkatleri üzerine çekti. Afyon’da 1998 yılında yürütülen jeotermal çalışmalarında başarısız olunması üzerine çeşitli illerden çağrılan üç mühendis arasında yer alan Yıldız, sisteminin kabul edilmesi üzerine 10 yıl emek verdiği Ankara Hilton’daki görevinden ayrılarak, Termotek şirketini kurdu ve toplam 2 bin 500 konuttaki iyileştirmede, jeotermalin kullanılabilir hale getirilmesi için bir buçuk yıla yakın çalıştı. Ardından Kütahya Simav’daki binaların yarısının jeotermal ısıtmasını sağlayan ve kazandığı deneyimleri, doğup büyüdüğü Bursa için de kullanmak isteyen Yıldız, kenti jeotermal turizm cenneti yapmak, elektrik üretmek, ısınma ve termal seralar kurmak hedefiyle başlatılan çalışmalara da el attı.
Valilik tarafından yürütülen ve sondajı ikinci kez durdurulan jeotermal faaliyetler için aceleci davranılmamasını isteyen Yıldız, “Bursa’da teknik bir komite kurulmadan, jeotermal şirket kurulmuş. Bursa’da, önce uluslararası alanda uzman kişilerin en son ölçüm teknolojilerini kullanarak, zemin etüdü ve jeolojik etüt gerçekleştirmeleri gerekli” diyor. 

Otel teknik müdürlüğünden enerji sektörüne geçiş hikayenizi aktarabilir misiniz?

Harmancık’ta krom madenleri çoktur. 1940’lı yıllarda dünyada işletmeye açılan madenlerden birkaçı da oradadır. Çocukluğumda saatlerce krom şirketinin makina tamir atölyesinin kapısından içerisini seyrederdim ve o makina sesleri bana ninni gibi gelirdi. Ben de o zamanlar makina mühendisi olmaya heveslendim. Almanya’ya gittim ve Düsseldorf Ünivesitesi’nde okudum. Üniversite sonrasında, dünyanın en önemli çelik boru ve enerji santralleri kuran firması Mannesmann’da 4 yıl kadar çalıştım. Güney Afrika’da Venter Protoria şehrinde 120 megavatlık bir elektrik santrali projesinde Proje Mühendisi olarak görev aldım. 1985 yılında Türkiye’ye döndüm. Hemen iki ay sonra Bursa’nın ilk tekstil boyalarını üretecek firması Magma Kimya’da işe başladım. O zaman tekstil boyaları yurtdışından geliyordu. Bu firmanın, yarı mamül olan malı tam mamül haline getirmek için bir fabrika inşaatına başlayacağı söylendi. Bir yıl içerisinde fabrikayı kurduk. 

Peki ya otelcilik…

Otel işine başlamam çok enteresan oldu. Bir yıl sonra fabrikanın açılışı için kokteyl verilecekti. Kokteyl Çelik Palas tarafından hazırlandı. Bursalı işadamları, fabrikaya kokteyle geldiler. Ben de orada iş kıyafeti ile bir reaktörün başındaydım. Düzgün giyimli, kravatlı bir beyefendi geldi. Benim ne yaptığımı ve mesleğimi sordu. Ben de ilk üretimlerimizin proses kontrolünü yaptığımı ve makine mühendisi olduğumu söyledim. Şaşırdı. ‘Türkiye’de mühendisler pek iş elbisesi ile çalışmazlar’ dedi. Adımı falan aldı, gitti. Hemen ertesi gün telefon geldi. Meğerse o gün konuştuğum Çelik Palas’ın Genel Müdürü Sayın Namık Seyhan’mış. ‘Biz otele teknik müdür arıyoruz. Düşünür müsünüz?’ dedi. Ben de ‘Gelip görüşebilirim’ dedim ve 1986 yılında Çelik Palas’ta Teknik Müdür olarak işe başladım.

BEYAZ SARAY’DAN ÖDÜLLÜ TEKNİK MÜDÜR

Hilton’a geçişiniz nasıl oldu?


Çelik Palas’taki çalışmalarım sırasında bir takım sorunlar yaşadık. Bu sorunlardan birinde de Alman malı ithal bir buhar kazanını arızayı bulmak için parçalamıştım. Yetkili Alman firması geldiğinde ‘Sen bunu nasıl yapacaksın? Mümkün değil, tekrar montajını yapamazsın, mühendis göndermemiz lazım’ dediler. ‘Hayır’ dedim, ‘Ben yaparım’. 3-4 gün sonra montajı tamamladığımda çok güzel çalıştı ve bu firmadan bana teklif geldi. Ben teklifi kabul etmedim. Swiss Otel ve Hilton Otelleri ile ilişkisi olan aynı firma, benim İstanbul Swiss Otel veya Ankara Hilton’a CV göndermemi istedi. Ben de Hilton’u tercih ettim ve Hilton’a Teknik Müdür olarak alındım.

Hilton’da neler yaptınız?

Çok önemli toplantılar, çok gizli uluslararası kuruluşların toplantıları Hilton’da yapıldığı için birtakım özel tedbirler almak gerekiyordu. Bilhassa Amerikan ve Alman Ateşeliği’nden, teknik ekipman, teknik ekip konularında çok üst düzeyde istenilen, hassas şartlar vardı. Örneğin ABD Başkanı George Bush’un 1991 yılında Ankara’ya geleceği 2-3 ay öncesinden haber verildi. Hazırlık yapmamız gerekiyordu. Tabii hiç akla gelmeyen talepler de olabiliyor.  Bir otel katında olağanın üzerinde elektrik, telefon ya da internet hattı talebi gelebiliyor. Ben bu istediklerinin çok üzerinde hazırlıklarımı yaptım. Bush’un ziyareti için 5 TIR’a yakın bir ekipman getirilmişti. Altyapıyı görünce çoğunu çıkarmadılar ve bizim altyapıyı kullandılar. ‘Biz dünyayı geziyoruz ama şimdiye kadar bu kadar hazırlıklı bir otele rastlamadık’ dediler ve teknik ekip olarak bizi bayağı başarılı buldular. Bunun ardından Hilton olarak tüm teknik ekibimle Beyaz Saray’dan ödül aldım. Aynı şekilde Alman Ateşeliği’nin de bu tür hizmetlerini yaptığım için oradan da takdir belgelerim var. 

ANKARA HİLTON’A ENERJİDE BİRİNCİLİK ÖDÜLÜ GETİRDİM

Hilton’da başka başarılarınız da olduğunu duymuştum…


Ankara Hilton yeni yapılmıştı. Fakat teknik olarak enerji tasarruflu bir sistem yoktu. Ben de bu sistemin yanlış olduğunu anlattım. Fakat otel çok yeniydi. Tabii kazan dairesini değiştirmeniz, firmaları değiştirmeniz hem yeni bir otelde mantıksız hem de külfet getiren bir olaydı. Onun üzerine Hilton International’ın Genel Teknik Müdürü geldi. Mevcut sistemin yanlış olduğunu ve çok farklı bir sistem yapacağımı söyledim kendisine. Benim hazırladığım projeyi onayladı. Kazan dairesinin yüzde 60’a yakınını değiştirdim. Tüm dünya Hiltonlarında her 4 yılda bir enerji kontrolleri yapılır. Enerjiler belli doluluk oranlarında, belli hava şartlarında bütün dünyada karşılaştırılır. Ben sistemi 1994 yılında kurmuştum. 1997 yılında ilk periyodunu tamamladı. Yapılan ölçümler ve karşılaştırmalar sonunda, benim 4 yılda, yıllık 170 bin dolar olmak üzere 700 bin dolara yakın tasarruf yaptığım ortaya çıktı ve Avrupa Hiltonları arasında birincilik aldım. 

JEOTERMAL ENERJİDE AFYON VE KÜTAHYA BAŞARISI

Enerji sektöründe nasıl tanındınız? Bu konuda neler yaptınız?


Çok büyük otellerde çalışınca iş dünyasından çevreniz de çok oluyor. 1998-1999 yıllarıydı. Afyon’da yapılan jeotermal sistemin, merkezi ısıtmada başarısız olduğu ve problemler yaşandığı, dönemin Afyon Valisi Ahmet Özyurt, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı ve sistem ile ilgilenen komitenin, mühendislerle görüşmek istediği söylenildi. Ankara makina mühendislerini temsilen Afyon’a gittim. İstanbul ve İzmir’den de iki mühendis geldi. Biz üç mühendis, üç gün süreyle teknik olarak problemi nasıl çözeceğimizi anlattık. Neticede benim sistemim kabul edildi. Fakat ihale yapılacağı söylenildi. İlk etapta şahıs olarak girdiğim bu çalışma için 10 yıl çalıştığım Hilton’dan ayrılarak Termotek şirketini kurdum. Ve Afyon’da, toplam 2 bin 500 konuttaki iyileştirmede jeotermalin kullanılabilir hale getirilmesi için bir buçuk yıla yakın çalıştık ve bunu başardık. 5 yıl da garanti verdik. 2000-2005 yılları arasında bir şikayet gelmedi. Jeotermal son derece verimli çalıştı. Ayrıca Kütahya Simav’da da büyük bir başarı gösterdik. Simav’daki binaların ısınma sorunu had safhaya gelmişti. İnsanlar artık son paralarına kadar harcamıştı. Bir çözüm gelmemişti. Sonra biz bir İsveç firmasına rakip olarak girdik ve Simav’ın da yarıya yakın binasının jeotermal ısıtmasını sağladık ve şu anda Simav’da da bir sorun yok. 

BURSA’DA JEOTERMAL İÇİN NELER YAPILABİLİR?

Bursa’da da böyle bir sistem kurulmaya çalışılıyor. Bursa’daki çalışmaları değerlendirebilir misiniz?


Bursa jeotermal bölgesi, ancak yıllardır değerlendirilemedi. Şehir için çok acı bir şey. Biz belki de insan olarak, mantelite olarak aceleciyiz. Bugüne kadar yapılan çalışmaların, kesinlikle iyi niyetli ve Bursa’nın bir an önce jeotermal enerjiye kavuşmasına yönelik girişimler olduğunu önemle belirtmek isterim. Bundan sonra neler yapılması gerektiğine gelince, proje aşaması biraz daha uzun tutulmalı ve tedbirli olunmalıdır. Bugün bir jeotermal sahanın ortaya çıkartılması için yapılması gereken araştırmalar, uydu fotoğraflarının analizi ile başlatılmakta, sırasıyla jeolojik, jeokimyasal ve jeofizik araştırmalar sonucunda yeraltındaki potansiyelin varlığı ve konumu ortaya çıkartılmaktadır. Ülkemizde bu çalışmaları yapabilen, uluslararası standartları yakalamış, resmi ve özel araştırma şirketlerinin olduğunu övünerek belirtmek isterim. Ve bu etüt sonrasında sondaj kararının alınması gerekiyor.

Şimdi Bursa’da ilk olarak bana göre bir teknik komitenin kurulması gerekiyor. Benim uzmanlık alanım yüzeye çıkartılmış jeotermal potansiyeli kullanarak onu enerjiye dönüştürmektir. Bu potansiyelin yeraltındaki durumunu araştıracak olan yerbilimcilerin de projedeki yeri çok önemlidir. Önce sağlıklı ve uluslararası standartlarda araştırmalara hız verilmeli, buradan alınan sonuçlara göre enerji projeleri hayata geçirilmelidir. Jeotermal şirket de olacak ama Türk bilim adamlarının da içinde olduğu uluslararası bir araştırma yapılmalı. Bu projede sadece para kazanmak değil, ülke menfaatlerini düşünmek gerekiyor. Bu düşünceler çerçevesinde belirlenecek teknik programla Bursa’da jeotermal olayının çözüleceğine inanıyorum. Zaten sıcak suyu bulduktan sonra gerekli olan yatırım, proje ve araştırma Dünya Bankası, Avrupa Birliği ve hükümetimiz tarafından da destekleniyor.

BURSA’YI JEOTERMAL ENERJİYE  KAVUŞTURMAYI GÖREV EDİNDİM

Afyon ve Kütahya’da elde ettiğiniz deneyimlerinizi Bursa için de kullanmayı düşünüyor musunuz?


Bursa’da jeotermal enerjinin başarılı olmaması için önemli bir sebep göremiyorum. Bursa, kendi memleketim olduğu için bu konuda hizmet vermeyi düşünüyorum. Özel bazda teklif var ama henüz resmileşmedi. Ben daha işin başlangıcındayım, dolayısıyla teklif konusu, neler yapılabileceği yılsonuna kadar neticelenir kanısındayım. Özel olarak hiçbir yere bağlı olmadan konuşuyorum. Sadece Bursalı olduğum, Bursa’nın güzel şeylere layık olduğunu düşündüğüm için bu konuda özel çaba sarf ederek katkıda bulunmaya çalışıyorum. Bu işi kendime görev bildim ve görüşlerimi bildirip yardımcı olmaya çalışacağım.

Almanya’nın enerji dağıtım ve enerji tasarrufu ekipmanları üreten önemli bir firmasıyla görüşmelerim var. Bu görüşme sonrasında yapacağım yardım daha çok açığa çıkacak. Almanya’nın sayılı firmalarından olan ve ismini şu an açıklamak istemediğim şirket, zaten Türkiye’ye gelmek istiyor. Tabii bu sadece jeotermal alanda değil güneş enerjisi, güneşten elektrik elde etme konularında da Türkiye’de çalışmalar yapmayı düşünüyorum.

KAZANÇ İÇİNDE KAZANÇ

Jeotermal enerji neler getirir?

Jeotermal enerjide en önemli şey Afyon ve diğer jeotermal bölgelerinde olduğu gibi şehir ısıtmacılığıdır. Afyon’da şu anda 2 bin 500 konut ısınıyor. Bir de tabii ki elektrik elde edilmesi. Bu iki konuda da zaten aile bazında bile düşünecek olursak, aile bütçesine büyük bir rahatlık getiriyor. Neredeyse masrafları 3’te bir seviyesine indiriyor. Jeotermal enerji, her şeyden önce tasarruf sağlayacak, aile bütçesine katkı olacak ve her şeyden önemlisi hava kirliliği diye bir şey zaten hiç kalmayacak. Elektrik üretimi ise İl Özel İdare ya da Büyükşehir Belediyesi anlamında yapılacağı için bu da şehre ayrı bir kazanç getirecektir. Çünkü elde edilen elektrik enerjisi şebekeye verilerek satılacak, buradan elde edilen gelir yine bu şehre yatırım olarak geri dönecektir.